Modern Dünyanın Cennet Vaadi
“Ölümden sonra bizi bekleyen bir cennet yoktur ve cenneti
dünyada yaratıp birkaç teknik zorluğu aşmayı başarırsak sonsuza dek bu cennette
yaşayabiliriz.”*
Yüzyıla damga vuran yazarlardan Yuval Noah Harari’den
yaptığım bu kesit dünyanın kalıplaşmış rutinlerini sorgulatacak bir etkiye
sahiptir. Özellikle geleneksel bağların güçlü olduğu muhafazarlığın zamanla
sistemleştiği toplumlarda bu tür sorgulayıcı ifadeler bireyin yaşamına yönelik
bir tehdit gibi algılanabilmektedir; ancak tarihsel süreç göstermektedir ki
düşünebilen insan eleştirel aklı sayesinde bu zincirleri kırmayı her geçen gün daha
fazla başarmaktadır dolayısıyla bahsedilen “cennet”, yaşadığımız dönemde tam olarak karşılığını
bulamasa da; gücü elinde bulunduranların
himayesinde, günümüzde şiddet ve savaş aracılığıyla kendi gerçek yüzünü
göstermektedir. Henüz yaşanmamış bir gerçeği yaşadığı çağın mutlak hakikati
gibi benimseyen toplumlarda ise kuşkusuz insanlık tarihinin en çarpıcı
paradokslarından biridir.
Peki bu zinciri kırmak, çağımızın zehirli yükünü
hafifletebilir mi? Toplumun en güçlü sesi olma iddiasındaki kitleler gerçekten gücü
elinde tutabilir mi? Sürü psikolojisi ile harekete geçen yığınlar, gücün
pervazsız etkisi altında savrulurken; kalabalık içinde soluklaşan yüzlerin ne kadar
etkili olabileceği tartışmalıdır. Robotlaşan zihinler, giderek kimliksiz bireyler
yaratmakta; bastırılmış güçsüzlük ise insanı, yönünü kaybetmiş bir bombaya
dönüştürebilmektedir.
“Kitle insanı bezdiren bir suskunluktur. Politik denklemlerdeki
bilinmeyendir. Bu bilinmeyen, bütün politik denklemleri yok edebilmektedir.”**
Yaşadığımız çağın buhranı, toplumsal cinnet hali, kriz
anlarında oluşan travmalar, soğuk savaşın oluşturduğu insanlık trajedileri,
kapitalist düzende yoksunluk ve yoksulluğun iliklerimizde hissedilmesi bununla
beraber yapılan(yaptırılan)barışçıl görüşmeler ve akabinde meydana gelen
tedirginlik hali ne derece bozuk bir dünyada yaşadığımızı ve doğru bir düzeni yakalamanın zorluğunu göstermektedir ve olması gerekene ulaşabilmenin yükünü, insan üzerindeki yıkıcı etkilerini açık şekilde hissettirmektedir.
Ezcümle söylenilen cennet kavramı (duvarlarla çevrili bahçe) ve onu yaşanabilir
bir düzene dönüştürme arzusu; yapamadığımız, göremediğimiz, dokunamadığımız, ya
da kendimize haram kıldığımız her şey için insanın bitmeyen anlam arayışından doğmaktadır.
Yapılması gereken bir reçete yazmak değil, asıl olan cennet tasvirini yaşadığımız çağ ile bütünleştirmek ve bunu toplumun tüm kesimlerine entegre edebilecek bir yapıya kavuşturmaktır. Başarmak, kaybetmenin en ağır yerinde tekrar ayağa kalkıp yeniden direnç gösterebilmektir. Cehennemi bizlere reva görüp cennet bahçelerinde mistik rüyalara dalanlar, Ömer Hayyam’ın dizelerinde dolaşıp şarabı haram kılanlar, yoksul sofrasını kıble sayıp altın varakların ihtişamında iftar açanlar, elinde emeğin alın teri gözlerinde çukurlaşan yoksulluk ile savaşanlara kaderimizin bir sınavıdır diyebilecek kadar adileşen bir dünyada cenneti yaşayabilmek kimin tekelindedir?
İnsanlığa ölüm sonrası bir cennet vaat edip
yaşadığı çağı cehenneme çeviren bir düzenin, yeryüzünü yaşanabilir kılmak gibi
bir amacı hiçbir zaman olmamıştı. Çünkü gerçek cennet; mistik vaatlerde değil,
insanın insanca yaşayabildiği adil bir dünyada mümkündür. İrade yoksunluğu çeken,
kendi kararını ipotek altına alan, servetine servet katan, fakirin ekmeğindeki
mayaya vergi bağlayan sistemin cenneti yaşanabilir kılma gibi bir gayesi
olabilir mi?
Fırat Zeydan [Katkılarından dolayı eşim Sultan Zeydan'a teşekkür ederim.]
Alıntılar: * 21.yüzyıl İçin 21 Ders - Yuval Noah Harari
** Sessiz Yığınların Gölgesinde - Joan Baudrillard
Emeğinize sağlık
YanıtlaSilİnsan, okurken sadece kelimeleri değil; çağın yükünü ve bastırılmış gerçekliğini de hissediyor. Emeğin, düşüncen ve cesaretin gerçekten çok kıymetli, kalemine sağlık…
YanıtlaSilKalemine sağlık kardeşim ve şunu bilki cennette cehennem de insanın tercihlerinin sonucu.
YanıtlaSilSorun şu ki cennetin de cehennemin de yaşarken değil öldükten sonra var olduğuna inanmaları.
Yüreğinize sağlık hocam çok güzel çok beğendim kaleminiz hep var olsun 📚🙏👍
YanıtlaSilHarika✌️
YanıtlaSilEmeğinize sağlık Fırat Bey 🙏
YanıtlaSil“Robotlaşan zihinler, giderek kimliksiz bireyler yaratmakta” ne kadar doğru ve vurucu..
YanıtlaSilOkudum,beslendim..
“İnsanlar dünyayı cehenneme çevirip ardından cennete gitmeye çalışan varlıklardır" diyen Hallac-ı Mansur'a gittim..
Yazılarınızı merakla takip edeceğim hocam,
nefisti..☘️👌🏻
Hepimizin düşüncelerini ne kadar sade dille özetlemişsiniz.Sorgulamayı, düşünmeyi bırakmış çağdayız maalesef, kaleminize sağlık. ✍🏻📝👏🏻
YanıtlaSilemeğine sağlık abim benim maalesef dini kendine ekmek kapısı olarak seçenler bu denli cesaretli çıkışları kabul etmeleri mümkün değildir. ama inanıyorum ki aydınlığı sevenler Bir gün mutlaka karanlığı yenecektir.
YanıtlaSilTeşekkür ederim değerli yorumlarınız için ✨️
SilElinize sağlık. Sadece en baştaki cümleyi tekrar düşünebilirsiniz. Yaptığınız alıntıya kesit değil de alıntı deseniz sanki daha doğru olur. Bunlar küçük detaylar. Çok derli toplu tertemiz bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Bizi öldürmüşler demek ki biz de yaşarken cenneti arıyoruz. Oysa bizi kandıranlar da yaşarken cenneti vaadetmemişlerdi.😊 Başka bir açıdan da maalesef böyle. İnsan cenneti aradıkça arzular durmaz.
YanıtlaSilÖte dünyaya ertelenen vaatlerin bu dünyayı cehenneme çevirdiği gerçeğini ve insanın adalet arayışını o kadar güzel özetlemişsiniz ki, kalbinize ve kaleminize sağlık. Zihin açıcı bir yazı olmuş 💐
YanıtlaSilYazıyı okudum. Çok beğendim. Yetkin bir kalem olacak berraklık var ifade biçiminizde. Eşinin katkıları ile iyi bir yazı olmuş. Eşinizi de, seni de kutlarım.
YanıtlaSilDoğan Durgun
Yazını okudum Fırat tebrik ederim güzel bir yazı. Eline sağlık...
YanıtlaSilEmeğine, kalemine sağlık 🙏🏼
YanıtlaSilDeğerli yorumlarınız için teşekkür ediyorum 🙏☀️
Sil"Cenneti gökyüzünde arayanlarla yeryüzünde kurmaya çalışanlar arasındaki kadim çatışmayı etkileyici bir dille anlatmışsınız. Kaleminize sağlık."
YanıtlaSilÇok teşekkür ediyorum. Değerli görüşleriniz motive edici🙏
Sil